26 07 2013

YENİ BİR HAYAT-2

Meraba,

Tembellik insanın kanına bir girdi mi tüm vücudunu sinsice ele geçiriyor ve böyle aylarca yazılmayan blog yazılarına dönüşebiliyor bir anda. Ama artık bu duruma bir dur demeli ve kaldığımız yerden devam etmeli..

Bebeğiyle birlikte yenidoğan ve yepyeni bir hayata gözlerini açan tüm annelere tekrardan meraba! Yenidoğan bir bebeğe sahip olmanın tüm güzelliğini ve insanı çaresiz bırakan tüm zorluklarını kaldığımız yerden paylaşmaya devam edelim isterim. 

Hayata yeni başlamış bir bebeğe sahip olmak demek geceler boyu uykusuz kalmak demek, saatlerce iki damla anne sütü emsin diye iki litre ter dökmek demek, alt üst olmuş hormonlarla darmaduman olmuş duyguları bu yorgun günlere adapte etmek demek, günde 10 kere bez değiştirmek demek, uyurken bile nefesini dinlemek demek, her an akla takılan yeni bir soruyla anlamaya ve anlaşılmaya çalışmak demek ama mis gibi kokusunu içine çekip o anda tüm bu sorunları unutmak demek! Yeni anne olmak unulmayacak deneyimler demek o yüzdendir ki benim çiçeği burnunda annelere en önemli tavisyem halkımızında 'lohusalık' dediği bu ilk ayı gereğince yaşamaları. Her gelenek bir tıbbı gerçeğe dayanır inancından yola çıkarak bu sürecin tıbbı açıdan da yatarak ve dinlenilerek geçirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Bu bebeğininizin yeterince kaliteli sütle beslenmesi için esastır. Bol sıvı tüketimi ve bebek bakımı dışında hiç bir şeyle ilgilenilmemesi her lohusanın ihtiyacı olan bir durumdur.. Bu anne-bebek bağının oluşumu için de gereklidir. Bırakın dünya dönsün siz ve bebeğiniz varsınız ya gerisi boş :). Bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk aylarda tıpkı anne karnında olduğu gibi bebeğin tek besin kaynağı annedir ve anne neye sahipse bebek de ondan nasiplenir. O yüzdendir ki bu ilk aylarda gebelikte kullandığınız vitamin ve demir desteğine devam etmeniz gerekmektedir. Siz dengeli beslendikçe minik kuşun tek eksiği D vitamini olacaktır ki o da günde 4 damla d vitamini ile kolayca çözülür gider. D vitaminin desteği bebeklerin böbrek işlevlerinin ilk haftalarda tam olmaması ve tam atılamaması kaygısı ile 15.günde önerilmektedir. Ama benim önerim 3-4.günden sonra başlanması yönündedir. Çünkü d vitamini eksikliğinin vücut üzerindeki olumsuz etkileri ile ilgili kanıtlar her geçen yıl hızla artmaktadır. O yüzden ne kadar erken o kadar iyi

Evet gelelim kendi minik derdi büyük bağırsaklara...Anne sütünün sinidrimi en kolay gıdalardan birisi olması nedeniyle bebeşininizin günde 6-10 kere altın sarısı renginde kaka yapması sandığınızın aksine gayet normal bir durumdur. İlk kakasını 48 saatlik süreçte yapmış olması ise biz takıntılı pediatristler tarafından çook önemlidir. çünkü bize birçok hastalık konusunda bir ön fikir verir. Ama zaten aksi bir durum nadiren görülür. Eğer bebeğininze formul süt desteği veriyorsanız kaka sayısı azalır kıvam koyulaşır hatta bazen kabızlıkla bile karşılaşılabilir. Bebeğinizin ilk aylarda gaz sorunu evet olacaktır. Genellikle 15-45.günler arasında başlar.Bazen hiç sıkıntısız atlatılan bir durumken bazen dünyayı size dar edebilir. 'infantil kolik' denen bu illet bambaşka bir yazı konusudur ki en kısa zamanda ele alacağım.

Minik bedenin boşaltım sistemine gelirsek bebeğinizin kakasını bekler gibi ilk çişinin de 24 saat içinde yapmasını hasretle bekleriz ve yapınca siz farketmesinizde biz çok rahatlarız. Çünkü çeşitli böbrek sorunlarını bir yana bırakırsak idrar miktarı bebeğin beslenme düzeninin en önemli göstergesidir. iyi beslenen bir bebek günde en az 6 kez idrar yapar. Bunu başarıyorsanız hanenize bir artı daha atabilirsiniz :) Bazen yenidoğan bebeklerin bezlerini ilk günlerde pembe-kırmızı bir idrarla boyanmış olarak bulabilirsiniz. Bu normal bir durum olup aslında beslenmesi konusunda biraz yetersiz kalındığının bir göstergesidr. Yapmanız gereken daha çok daha çok emzirmektir. Bazen de kız bebeklerde ilk haftalarda vajinal akıntı ve hatta ve hatta vajinal kanama gözlenebilir. Bu da gayet normaldir 40 hafta boyunca annenin yüksek seviyedeki hormonlarıyla yaşamış bir bebeğin hormonlardan sıyrılma sürecinde gözlenebilir. Hatta ilk haftalarda büyümüş meme dokularına da çok sık rastlanır. Bu da hormonların çekilmesi ile gerileyecek bir durumdur ve hiç bir müdahale gerektirmez.

Daha ilk günden itibaren anneleri en çok endişelendiren ve en çok soru aldığım konularda birisi de minik kuşlarda gözlenen döküntülerdir ve sanılanın aksine çoğu hiç bir önem taşımaz Bazen tüm vücudu kırmız kabarık dökünütüler kaplayabilir bazen yüzünde mink pütürler gözlenebilir bazen doğum lekesi olarak bilinen iki yaş civarında gerileyen küçük damar ağlarının belirginleşmesi sonucu gözlenen özellikle göz kapağı burun delikleri ve ensede belirgin olan 'hemanjiyom'lar olabilir. Bunların hepsi normaldir ama masum olmayan döküntülerin de olduğunu bilip yine de en azından bir kez çocuk hekiminize danışmak yapılması gerekn en doğru hareket olacaktır. Bu döküntülerin en bilineni tabi ki de 'isilik'tir ve sebebi bebeğinizi kat kat sarıp lahanaya çevirmenizdir. Evet bebekler üşür ama 25 C bir odada sizden bir kat fazla giyinmesi bunu engellemek için yeterli olacaktır. Bebekler terleyemezler ve sizin onu böylesine çok giydirmeniz döküntülerin yanı sıra ateşinin bile yükseklesine sebeb olabilir.

Yenidoğan bir bebişte gözlenebilecek bir başka sorunda konjuktivit yani gözün ihtihaplaması ve durdurulamayan göz akıntılarıdır. İkisi de çok sık gözlenir. Eğer çapaklanma gözlediyseniz yapmanız gereken kaynatılmış soğutulmuş suyla gözü çapaktan arındırmak ve doktorunuzun önerdiği damlayı kullanmaktır. Fakat herşeye rağmen akıntı kesilmiyorsa ve sık konjuktivit atakları geçiriyorsa bebeğiniz, göz yaşı kanalları tıkalı olabilir göz ile burnun kesiştiği noktaya yumuşak hareketlerle masaj yapmanız ve bir göz doktorunun takibine girmeniz önerimdir. 

Son olarak,minik bebeğinizle hayatın akışına kendinizi kaptırmışken unutulmaması gereken bazı taramaları hatırlatmak isterim. İlki bebeğinizin ilk aşısı olan hepatit B aşısı ve hayati öneme sahip olan k vitamini uygulamasıdır ki bunları sizin ruhunuz bile duymadan doğumun ilk dakikalarında mutlaka uygularız. İkincisi topuk kanı olarak bilinen yenidoğan taramalarıdır. Önlenebilir ve çocuğunuzun hayatını etkileyebilecek 3 hastalığın (fenilketonüri, hipotiroidi ve biotidinaz) tarandığı bu uygulama genellikle hem doğumun gerçekleştiği merkezde hem de ilk aile hekimi ziyaretinde alınan topuk kanı ile yürülmektedir.Bir sorun ile karşılaşıldığında ise size haber verilip en yakın merkeze gitmeniz önerilmektedir. Haber almamış olmanız herşeyin yolunda olduğunu gösterir. Bir diğer önemli konu ise bebeğinizin sarılık takibidir ve ilk günler en kritik dönemdir. Çocuk hekiminizin belirlediği aralıkla sarılık tetkiklerinin yaptırmak ve şüphelendiğiz an tekrar başvurmaya çekinmemek gerekmektedir. Son olarak ise artık tüm bebeklere uygulanan ve basit bir işlem olan işitme testidir ve genellikle ilk hafta içerisinde yapılır. Geçemeyen bebekler ise takibe alınır. Kalça çıkığının tarandığı kalça ultrasonografisi ise ikinci ayda mutlaka yapılmalıdır.

Aklıma gelenler bu kadar! Umarım içinize bir ferahlama getirmiştir tüm bunlar. Aslında hepimizin geçtiği ve yaşadığı ortak kaygılardır tüm yazdıklarım destek olabildiysem ne mutlu! 

Gazınız az uykunuz bol olsun!

Görüşmek üzere....

0
0
0
Yorum Yaz