22 05 2013

YENİ BİR HAYAT-1

  

      Merhaba,

     Uzun bir aradan sonra farkettim ki en başta söylenmesi gerekenleri söylememişim, anne olmanın en zor anlarına değinmemişim, canımızdan bir parçayı kucağımıza aldığımız o ilk andan sonraki dakikaları, saatleri ve günleri, yaşanacak endişeleri ,şaşkınlıkları hiç yazmamışım. Çok çabuk geçiyor aylar ve insan unutuveriyor hemen yaşadıklarını ama aslında anneliğin en zor sınavı 'yenidoğan bebek bakımı'...Salgınların azalıp yenidoğan bebek annelerine daha çok vakit ayırabildiğim şu günlerde anladım ki konuşulması gereken çok şey var ilk aya dair...

   Yolu tıp dünyasından geçen herkesin bir yerlerde duyduğu bir laf vardır ' çocuk aslında yetişkinin küçüğü değildir her yönüyle bambaşka bir canlıdır.' diye.Aslında bu lafa küçük bir ekleme daha yapmak gerekir bence ' yenidoğan da çocuğun küçüğü değildir o daha da başka bir canlıdır.' 40 hafta boyunca tüm ihtiyaçlarını bir kordon aracılığıyla annesinden karşılamış, tamamen steril bir ortamdan; gürültülü soğuk ve bol mikroplu bir ortama geçiş yapan ve bu geçişi tamamladığı an o hayat kaynağı kordonundan ayrılan elinde ağlamaktan başka silahı olmayan minik bir canlıdır yenidoğan. Özel yaklaşımlar gerektirir ve herşeyden ötesi anlaşılmak ister.

     Hayatta kalmak için en önemli gereksinimi sevgidir aslında. Annesinden fiziksel olarak bağı kesilmiş bir yenidoğanın ilk isteği annesiyle tekrar eski teması sağlamaktır. O yüzdendir ki şımarır alışır gibi klişeleri bırakıp bebeğiniz her ağladığında onu kucaklamak mümkün olduğunca yakın temas halinde olmak atılması gereken en önemli adımdır. Kendini ifade etmek konusunda bu kadar aciz olan bebeğinizi kucaklamadığınız zamanlarda da hep görebileceğimiz bir noktada yatırmak, yüzünün her zaman açıkta ve sırt üstü (vücut kontrolunu sağlayamadığı ilk aylarda yüz üstü yatırımak çok sakıncalıdır, tam yan yatırmak ise kalça gelişiminin tamamlanmadığı bu aylarda kalça eklemi üzerinde olumsuz etkisi olabilir) uyuması, beşiğinin baş kısımına değil ayakucuna dayalı olması ve kat kat kalın örtüler altında olmaması( başucuna dayalı yatırmak kıpırdanırken boş olan ayakucuna doğru örtülerin altından kaymasına ve yüzünün kapanmasına sebeb olabilir) sağlığından emin olmanın ilk şartıdır. 

       Bebeğinizi hayata bağlayan en önemli bir diğer nokta ise yüzyıllardır içgüdüsel olarak veya bilerek tüm annelerin en hassas olduğu anne sütüyle beslenmesinin sağlanmasıdır. Doğduğu ilk anda vakit kaybetmeden hatta mümkünse daha doğum masasından kalkmadan başlamalıdır emzirme. Anne sütünün ilk kısmı olan sarı görünümlü kolostrum denen kısmın bebeğin alması bebek için adeta hayati önem taşır. Çünkü aslında kolostrum sadece süt değildir. Bebeğinizin ilk aşısıdır, tüm hayatını etkileyecek enzimler ve vitaminler içerir, adeta hayat iksidir. Normal doğum sırasında doğum sancılarıyla beraber salgılanan oksitin hormonu planlı sezaryenlar sırasında salgılanmadığı için sezaryenlar sonrasında anne sütü biraz daha geç salgılanabilir fakat bu durum emzirme düzeninde hiç bir değişikliğe yol açmamalıdır. Unutulmamalıdır ki emdikçe süt gelir  ve süt geldikçe bebek emer.Bebeğin doğum sonrasında aktif olduğu ilk 2 saat mutlaka emzirmeyle değerlendirilmelidir.Çünkü sonrasında doğum yorgunu bebeşiniz uzun bir uykuya dalacaktır ve uyandırmak çok zor olabilecektir. ilk emzirmeden sonra da ilk bir ay boyunca en seyrek 3 saat olmak şartıyla tercihen 2 saatte bir ve bebek her istediğinde emzirmek gerekmektedir. Bu demek değildir ki her ağlaması emzirmeyle sonuçlanmalıdır. Daha önce de belirtiğim gibi ilk ay bebekler aslında en çok anne teması istedikleri için ağlarlar çoğu zaman kucağınıza almak onu sakinleştirecektir. Kucağınızdayken arama davranışı gösterirse emzirebilirsiniz. Her yarım saatte bir emzirmenin de bazı sorunlara yol açtığı unutulmamalıdır. Memeler tam dolmamış yada yapılan süt istenilen kaliteye ulaşmamış olabilir ve boş memeyi emmek gaz sorununu artırabilir. Emme süresi yenidoğan döneminde ortalama 15dk olmalıdır. Daha sonraki aylarda emme gücü artan bebeşiniz daha kısa sürelerde doyabilir hatta 3 ay civarında 5 dk bile ona yetecektir. Bir meme boşaldıktan sonra ikincisine geçmek ve diğer sefere ikinci memeden başlamak ise hemen hemen hepimizin bildiği diğer bir kuraldır. Etkili bir emme işlemi ise kesinlikle bebeğin memenin kahverengi kısmını tamamen emmesi ile olur özellikle erken dönemde emzik ile tanışan bebeklerde sık görülen meme başını emmek yeterli beslenme sğlamadığı gibi meme başı tahrişini de artırmaktadır. Tahriş olan meme başları için ise en güvenli ve etkili ilaç lanolin içeren kremlerdir. Bu kremler istenilen sıklıkta sürelebilir ve emzirme öncesi temizleme gerektirmez. Emzirme konusunda son önemli nokta da emzirdikten sonra bebeşinizin dik pozisyonda gazının çıkartılması ve mide-yemek borusu arasındaki kapak gelişimi tam olmayan ve kaçaklar olabilen bebeğinizi 30C eğimli bir yatakta yatırmaktır. Emzirme sonrasında yatınca veya gaz çıkarırken sızdırma tarzında peynir kesiği gibi kusmalar bu dönemde normaldir. Fakat fışkırır tarzda bol miktarda kusan bir bebek her zaman bir çocuk hekimi değerlendirmesini hakeder.

       Anneliğin ilk günlerinde tüm bu kurallar çerçevesinde emzirmeyi bir kere bile ağlamadan başarabilmiş bir anne var mıdır bilmem. Çünkü anneliğin doğasında olan bebeğim beslensin daha çok beslensin hep beslensin kaygısı lohusalığında verdiği duygusallıkla bu dönemde pik yapmakta ve tüm bu kurallar sinsilesini uygulamaya çalışan anne en sonunda pes edip yok ben bu çocuğu besliyemiyorum noktasına gelmektedir. Oysa günde 6 kez bez değiştiren anne bunu fazlasıyla başarıyor demektir. En doğru beslenme değerlendirmesi ise bebeğin tartısının takibiyle olmaktadır. Bebeklerin ilk 3 gün tartı kaybettği ve doğum tartısına tekrar ulaşmak için 10 gün gibi bir sürelerinin olduğunu bilmek birçoğumuzu rahatlatacaktır fakat bu verme-alma sürecinin de dengede gidip gitmediği bir çocuk hekimi taraıfndan kesinlikle değerlendirilmelidir. 10 günden sonraki dönemde ise günde 25-30gr alması ön görülmektedir. Ama bu demek değildir ki eve alın bir tartı sabah akşam kantara çıkarın çocuğu :) tadını çıkarın anneler bir daha gelmeyecek günler bunlar bırakın kantar işini bizler halledelim :))

    Yazdıkça yazasım anlattıkça anlatasım geliyor meğer ne uzun konuymuş yeni doğmuş bir bebiş! Sanırım bölmeli bu konuyu başka başka günlerde anlatmalı gerisini. Son olarak göbek bakımına da değinerek fazla sıkmadan son vermek istiyorum yazıma. Hastanelerde genelde ilk göbek bakımı batikon denilen iyotlu bir tıbbı temizlik malzemesi ile yapılır. Göbeğe batikon bir kez uygulandıktan sonra gerisi gelmemelidir. Çünkü batikon iyot içerir ve çok ince olan yenidoğan cildi bu iyotu hatrı sayılır bir ölçüde emerek tiroid bezi sorunlarına yol açabilir. Göbeği düşene kadar tamamen bakımsız bırakmak da bazı hekimler tarafından uygulanan bir yol olsada aslında ideali %70'lik alkol solusyonu ile düşene kadar sabah-akşam silmektir. Düştükten sonra da artık nereye gömerseniz o sizin hayal gücünüze kalmış :) Benim oğluşumunki o sıralarda Çek Cumhuriyetine giden bir arkadaşım tarafından Prag topraklarına gömüldü :)

     Şimidilik bu kadar! Daha d vitamininden, yenidoğan döküntülerine konuşulacak çok şey var ama tadında bırakmalı bu günlük..görüşmek üzere..

       HER DOĞUM BİR ANNE DOĞURUR, BEBEĞİYLE YEPYENİ BİR HAYATA DOĞAN TÜM ANNELERE....

0
0
0
Yorum Yaz