23 03 2013

İŞTAHSIZ ÇOCUK

 

    Pediaatrist olduğum ilk yıllarda köşe bucak kaçtığım, oflaya puflaya dinlediğim ve sonrasında alay edip çoğu zaman 'çocuğunun gelişimi normal' diyerek yaka paça odadan kovduğum ama gel gelelim anne olup ek gıdalara geçtiğimiz günden beri zaman zaman karşıma aşılması güç kocaman bir dağ gibi dikilen, sinirden dişlerimi titreten ve hayatta kendimi en başarısız ve çaresiz hissettiğm anlar yaratan tüm anneler için kanayan bir yaradır iştahsız çocuk! Evet özellikle anne olduktan sonra bu meslekteki algımın ve yaklaşımımın en çok değiştiği nokta olan iştahsız çocuk konusunda okumadığım kitap kalmadı ve itiraf ediyorum 2 yaş sendromunun dibine vurduğumuz şu günlerde ben de hala bu konuda çaresiz kalabiliyorum. Tüm annelerin şu an benimle tüm kalpleriyle empati kurduğunu hissedip bu konuda birkaç paragrafı sizlerle paylaşmak istiyorum.

     Nedir iştahsız çocuk, kime denir, gerçekten böyle bir kavram varmıdır yoksa sadece anne kuruntusundan mı ibarettir? Evet iştahsız çocuk diye bir kavram vardır fakat yemek yemeyi reddeden tüm çocukları tek bir kalıba sokmak baştan yapılan bir yanlıştır. iştahsızlık tanım olarak yemek yeme isteğinin az olmasıdır. Yemek seçme davranışından ayırt edilmesi öenmlidir çünkü yaklaşımlar ve altta yatan nedenler farklıdır. iştahsız çocuk ise kendi içerisinde dört ayrı kateroriye ayrılabiliir. Çocuğunuzun bu kategorilerden hangisine ait olduğunu keşfetmek işinizi daha da kolaylaştırıacaktır. 

      İştahsız bir çocuğunuz varsa ilk yapmanız gerekn bir çocuk hekimi yardımıyla çocuğunuz büyüme ve gelişmesini değerlendrimektir. Eğer çocuğunuzun büyüme gelişmesi yaşıtlarından gerideyse ya da bir duraklama söz konusu ise öncelikle hekimnizle beraber altta yatan başka bir hastalık olup olmadığının araştırılması ve varsa erkenden önlemlerinin alınması gerekmektedir. Bağırsak parazit, kansızlık, çeşitli mierallarin eksikliği veya herhangi bir besin alerjisi pekala da çocuğunuzun yemek yeme isteğinin azaltabilir ve büyümesini engelleyebilir. Eğer herşey yolundaysa işte ozaman bence daha da zor bir sürece girilmiş demektir. Çünkü yukarıda saydığım sorunların çoğunun tanısı ve tedavisi iştahsız bir çocukla başetmekten çok daha kolay olabilir :( 

     Çocuklarda iştahsızlığın büyük bir çoğunluğu ailenin bu sorunu yanlış algılamsından kaynaklanıyor. 1 yaş civarında büyüme gelilşme hızı bebeklik dönemine göre azalan çocuğunuzun haliyle tartı alımı da azalacaktır ve beklenen bir durumdur. üniversitede sevdiğim bir hocamın ailelere söylediği şu cümleyi ben hiç unutmadım ki sizler de hep hatırlayın bence ' eğer bebeğin ilk aylardaki gibi ayda birer kilogram lamya devam etseydi ne yatıracak yatak bulabilirdin ne de kucağına alabilirdin' :) Hareketliği ve çevreyle ilişkisi de artan ve yavaş yavaş bağımsızlığını ilan eden çocuğunuz için yemek yemek artık çok sıkıcı bir iş olmaya başlamıştır. Bu tüm çocukların yaşadığı normal bir süreçtir. Ve ayrıca aslında besin alımı sizin düşündüğünüz kadar da az değişldir. Çünkü bir çocuğun mide kapasitesi kilosunun mililitre cinsinden en fazla 30 katı kadardır. Yani 10kg bir çocuk bir öğünde ancak 1-1,5 su bardağı kadar besin alabilir. Fakat çoğumuzun yaptığı bir tabağı önüne koyup yanına da koca bir su bardağı sıvı koymak değilmidir. o bir bardak sıvı zaten çocuğun bir öğünlük kapasitesinin çoktan doldurmaktadır. 

       Bir diğer ve bence en en önemli nokta ise yemekten korkan kaçan, yanlış örneklerkle yanlış alışkanlıklar kazandırılan çocuklar yaratmaktir. Ve inanın en zor grup bu gruptur çünkü çok uzun bir süreci kapsar önce ebeveynlerin davranışlarını düzeltip sonrada çocuğun düzelmesinin beklemek. Çoğu ebeveyn de yolun yarısında pes eder ve yanlışlarla yaşam devam eder. Ebeveylerde yanlış tutumları kısaca üç gruba ayırabiliriz. İki zorlayıcı-kısıtlayıcı ebeveynler, ,ikincisi yesin de ne yerse yesin diyen aşırı hoşgörülü tutum sergileyenler ve sonuncusu umursamazlar ki bu grubu ülkemizde bulmak pek mümkün değildir. Sonuncu grup genelde tatillerde falan karşılaştığımız ameriklı veya avrupalı anneleri teşkil eder. Hayretlerle izleriz çocuğun önüne yemek annesininki gibi konur normal sandalyeye oturtulur yerse yer yemezse eyvallah! Aslında bu da çok yanlıştır fakat çok bu yazıyı buraya kadar okumuş olan hiçbir annenin böyle olmadığını biiyor ve bu konuya değinmeden geçiyorum :)

      Tahminim odur ki çoğunuz benim kendi annem dahil olmak üzere zorlayıc-kısıtlayıcı anne grubuna dahiliz. Çocuk mama sandalyesine oturtulur önüne karmakarışık bir tabak ve en karmaşık oyuncağı veya televizyon konur karşısına geçilir çeşitli şaklabanlıklarla yemek seromonisi başlar. çocuk yemedikçe ise sinirler gerilir konuşmalar sertleşir gerekirse kolundan tutulur ve o kaşık zorla ağzına sokulur. Tabi ki asla başarılı olunmaz. Bir çoğumuz biliyoruz ki çocukla her ne konuda olursa olunsun asla inatlaşılmaz çünkü hep o kazanır. Önemli olan uzaşma sağlamayı bilmektir. öncelikle şunu bilmeliyiz ki çiğneme alışkanlığını daha yeni kazanmış çocuğunuz asla sizin hızınızda yemek yiyemez ama bu demek değildir ki bir öğün süresi 1 saati bulsun. En fazla 30.dakikada da artık kesilmelidir.Dikkatini toplanması zorluyorsa çok da iddialı olmayan basit bir nesne kullanılabilir. İkinci önemli nokta çocuğunuz tüm hayatı olduğu gibi yemek yemeyi de sizden öğrenmekte ve sizi taklit etmek tedir. Yani o sandalyesinde otururken sizde masaya oturmalı yedirceğiniz yemeğin aynısından kendinize de bir tabak koymalı ve beraber yemelisiniz tabi bunun en güzeli ailecek sofraya oturmaktır. Sizi taklit etmesini sağlamak ve arada yemeği överek merek uyandırmaktır. onunda bir çatalı ve kaşığı olmalı özgürlüğünü ilan eden çocuğunuz bu konuda da başarısını size kanıtlama imkanı bulmalıdır. Bİr diğer yanlışımız da yeterince yemediğini düşündüğümüz çocuğumuz oynarken eline sürekli birşeyler tutuşturup olan iştahını da kapatmaktır ki abur cubur konusuna girmek dahi istemiyorum. Kendi benliği, zevkleri ve damak tadı oluşmakta olan çocuğunuzun sizinle aynı şeyleri sevmesini beklemekte yanlıştır.Tabi ki her besinden dengeli bir şekilde alması şart fakat sevmiyorsa zorlamamak daha sonra azar azar tekrar tattırmayı denemek yine olmuyorsa da sunum şeklini değiştirmek yada sevdiği bir tatla birleştirip sunmak faydalı olabilir. Çeşitli sunum şekilleri ile ilgili çok site var ama ben de bir ara bu konuda bir şeyler paylaşmak isterim. Ayrıca yeme disiplini oluşturmak yani aynı saatlerde aynı yerde aynı kişi tarafından vebeslenmek çocuklarda yeme alışkanlığının oturmasında çok önemlidir. Bir diğer ebeyen türü ise aşırı hoşgörülü annelerdir ki aslında bunların çoğu kıyamadım mantığıyla adım atan büyükannelerdir. Yerse ne yerse yesin diye üç öğün patates kızartması yedirmek bu konuda en uç noktadır ki konuşmaya gerek bile yok sanırım

    Ebeynlerin yanlış tutumlarının yanı sıra çocuklardaki bazı psikolojik sorunlarda yeme isteğinde azalmaya yol açabilir ki böyle bir yatkılık varsa bu sorun kesinlikle bir çocuk psikiyatrisi ya da en azından bir pedagog ile beraber çözülmelidir. En sık rastlanan aşırı hareketli çocuktur. Bu çocukların dikkat eksiklği ve hiperaktivite bozukluğuna yatkınlıkları vardır. çok hareketli, çok konuşan çocuklardır. ve hayatta herşeye olduğu gibi yemek yemeye de konsantre olamazlar .Beslenirken ilgileri dağılır ve bir de bakmışnız tezgaha tırmanmaya falan çalışıyor. Zordur yardım gerekir. İkincisi depresif çocuklardır. İçine kapanık bu çocuklardaki sorunun altında genelde aşırı disiplinli anne ya da çoğunlukla sevgisiz diktatör bir bakıcı yatar. Dikkatle araştırmak gerekir ve yine yardımsız çözülemez. Üçüncü grup ise obsessiviteye yatkın çocuklardır. Bunlar aşırı yemek seçen, tanımadığı yemekleri reddeden, alıştığı düzen dışında asla beslenemeyen çocuklardır. Genellişkle hayatın tüm alanlarında titizlerdir. Elleri çamur olsa tüm dünyası kararabilir ya da lekeli bir kıyafeti anında çıkarmak isteyebilir. Yine yardıma ihtiyacı olan bir gruptur.

   Son olarak ise asıl biz pediatristlari ilgilendiren yemeyi engelleyen sorunlara değinmek istiyorum. Çocuk yemek yemeyi istiyodur ama bir takım sağlık sorunları bunu engelliyordur. Bu genelde küçük çocuklarda kolik büyük çocuklarda ise gasrtoözefajiyal reflüdür. Bu gruba daha birçok hastalık girebilir ama en sık bunlar gözlenir ve çocuğun karnım ağrıyor midem bulanıyor gibi yakınmalarını yemekten kaçıyora bağlamadan önce bir uzman değerlendirmesi şarttır. 

     Daha yazılacak çok şey varken tadında bırakmak istiyorum ve umarım başarırsınız diyorum. Çünkü benim de hala başaramadığım noktalar var ve ben de bazen derin derin 10'a kadar sayıp tekrar devam ediyorum. Yemek yemek gibi böylesine mükemmel bir zevki tatmayı reddeden tüm çocukları kınıyor ve tüm annelere bol sabırlar diliyorum....

 

0
0
0
Yorum Yaz