17 01 2015

ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA: İNFANTİL KOLİK BELASI

         Uykusuz geceler, emzirmeyi geciktirmemek için sayılan dakikalar, sızlayan göğüs uçları, her kafadan çıkan zihne zarar tavsiyeler, iki saatte bir dolup taşan bezler ya da hasretle beklenen kakalar ve sarının tüm tonlarının öğrenildiği günler… Yeni anne olmanın dayanılmaz mutluluğunu gölgeleyen yenidoğan döneminin acı gerçeklerinin sonuna gelindiği o üç dört haftanın sonunda tam da bir ‘oh’ demeye hazırlandığınız o günlerde ansızın bir akşamüzeri kapınızı çalıverir o çığlık çığlığa ağlamalar. Evimize hoş geldin  ‘infantil kolik L Ne işe gitmek için kurulan alarma benzer, ne özene bezene hazırladığınız yemeği yakmaya, ne de bir pazar sabahı üst komşunun tadilat sesleri ile uyanmaya…Can sıkar çaresiz bırakır!

İnfantil koliği biz hekimler, 3 hafta ile 3 ay arasındaki bebelerde günde en az 3 saat süren haftada en az 3 gün olan ve en az 3 hafta devam eden bir süreç olarak tarifleriz ama biliyorum ki yaşayan bir anne için çok yalın ve sinir bozucu bir tariftir bu. Nedenden çok sonuca ulaşmak ister anneler. Çünkü minik kuzucuğu çığlık çığlığa ağlamaktadır ve elinden hiç bir şey gelmemektedir. Peki bir de şöyle bakmaya ne dersiniz; bu can sıkıcı ağlamalar için bebeğinizi götürdüğünüz çocuk hekiminiz minik kuzunuzu gördü,  sizinle konuştu, muayene etti ve ‘endişelenmeyin sadece infantil kolik’ dedi. Yani aslında bebeğinizin canını yakan herhangi bir enfeksiyonu yok demek istedi, gözüne bir şey kaçmamış ya da herhangi bir yerine siz farkında olmadan saçlarınız dolanmamış demek istedi, en önemlisi zannettiğiniz gibi açlıktan ağlamıyor demek istedi, poposunda ıkınırken çatlak oluşmamış ya da böbreklerinde taş yok demek istedi, herhangi bir yerinde bir kırık ya da çıkık yok demek istedi, bağırsak düğümlenmesi ya da kalbinde rahatsız edici bir ritm bozukluğu da yok demek istedi. Aslında daha birçok şey demek istedi. Yani bebeğiniz sağlıklı sadece her bebeğin yaşadığı gelişimsel bir süreçten geçiyor. Belki hepimiz ağız alışkanlığı bunu gaz sancısı olarak adlandırıyoruz ama aslında bu ağlamaların altında hala daha tam olarak çözülememiş daha karmaşık bir süreç yatıyor. Evet tam oluşmamış bağırsak sisteminin oluşturduğu yoğun gaz bir etken hele de hazmı kolay ve bebeğin sindirim sisteminin ihtiyaçlarına göre üretilen anne sütünden ziyade fabrika yapımı ve biberon gibi gaz yutulmasını artıran bir araçla bebeğe sunulan mamalarla beslenen bebeklerde büyük bir etken. Ama gerçekte işin aslı, yenidoğan döneminde günde yirmi saat uyuyarak ve annesinin kokusuna sığınarak kendinin dış uyaranlara kapatan bebeğinizin beyin gelişiminin hızlanması ve dış dünyanın seslerinin ve renklerinin farkına varıp anne karnındaki huzurunu geri istemesi kısacası hayat yorgunluğudur. J Başka bir bakış açısıyla bakarsak bebeğiniz gelişmekte ve farkındalığı artmaktadır.

Artık tanıdığımız düşmanımızla başetmek biraz daha kolay olacaktır. Ama annelik sürecinde çözümü tam olarak bilinmeyen neredeyse tek sorunumuz olarak kalmaktadır bu kolik denen baş belası durum. Yapmamız gereken ilk şey ne kadar zor olursa olsun metanetimizi korumak sakin olmaya çalışmaktır. Çünkü gebeliğinizde dahi yaşamış olsanız da stres koliğin yandaşları arasında ilk sırayı alır. Stresli anne babanın bebeğini sakinleştirebilmesi söz konusu bile değildir. Bununla başedebileceğinize önce kendiniz inanacaksınız bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir durumdur. ‘Stresli annenin kolikli çocuğu olur!’ İkincisi bebeğinize henüz yapmadıysanız en kısa sürede bir düzen oluşturmak olacaktır. Çünkü bebekler aynı saatte, aynı yerde, aynı şekilde beslenmek, uyumak isterler süprizler her zaman için onları rahatsız eder. Güvende olmak ne olacağını bilmek isterler. Hayat yorgunluğunu en aza indirmek için kalabalık ve gürültülü ortamlardan bebeğinizi uzak tutmak sakin ve yumuşak masajlarla gelişimini desteklemek doğru olacaktır. Bu süreçte kucağa almaktan sakınmamanız gerekmektedir. Çünkü kuzucuğunuzun en çok sizin sıcaklığınıza, kokunuza,  sesinize ve sarılıp sarmalanmaya ihtiyacı var. Unutmayın o sizin karnınızdaki huzuru istiyor ve aradığı özlediği ortamda da bol uğultulu koca koca damarlar var. Yani birazda o uğultulu ortamı özlüyor. Ona bu uğultuyu çok yakınında tutmamak ve onu yalnız bırakmamak şartıyla bir fön makinası ya da elektrik süpürgesi ile sağlayabilirsiniz. Ama en etkilisi boğuk kalın sesiyle babasının ona ninni söylemesi olacaktır (topu babaya atmanın en geçerli yolu J) İnfantil kolikli bebekler için benzer uğultular ve su sesleri içeren müzik CD’lerini deneyebilirsiniz. Aradığı ortamdaki ikinci özellik ise sizin gündelik hareketlerinizle sağlanan su içerisindeki titreşimler. Bunu sağlamak için hiç o pahalı titreşimli yataklara falan ihtiyacınız yok. Arabayla gezdirmek ya da kucağınızda hafif hafif pışpışlamak yeterli olacaktır. Tüm meslektaşlarım bilir ki eğer gecenin bir yarısı bitmiş bir anne baba eşliğinde ağlıyor diye getirilen bir çocuk muayene sırasında mışıl mışıl uyuyorsa o infantil koliktir. Çünkü yoldaki sarsıntı onu rahatlatmaya ve anne babayı hayrete düşürmeye yetmiştir. Banyo ve hafif bir masajın ise bırakın bir bebeği hangi yetişkini  sakinleştirmemesi söz konusudur ki.

Gelelim hepinizin özlemle beklediği ilaç mevzusuna…Üzgünüm ama işte şimdi herkesi hayal kırıklığına uğratacağım. Çünkü öyle bir ilaç yok ve bulan adını tarihe kazıyacak. Biliyorum ki piyasada bu konuda onlarca ilaç var. Bitki çaylarından, bağırsak hızlandırıcılara, reflü ilaçlarından bahararat karışımlarına onlarcası…Çok çeşitliler çünkü kesin bir çözümü yok. Herkes herşeyi deneyebilmekte ve herkese farklı bir ilaç fayda etmektedir. Olabilir sizlerde deneyebilirsiniz ama unutulmaması gereken en basit en masum bitkilerin bile o minicik bünyede yapabileceği zarardır. O bizler gibi değil sizin günde bardak bardak tükettiğiniz şeyin bir kaşığı bile onun karaciğerine ya da böbreğine geri dönülmez zararları olabilir. Benim naçizane tavsiyem probiyotik içeren ilaçları denemenizdir ki en masum ve faydalı olanlar bu gruptur.  Unutulmaması gereken en önemli noktalardan birisi ise mamadan mümkün olduğunca kaçınmak, anne sütünü kesinlikle kesmemek ve bir doktor belirtmedikçe doymuyor diye mama eklememektir. Doğaldan şaşmamak gerekir. Emzirirken de yine doymuyor kaygısıyla sık sık ve kısa aralıklarla beslemek de doğru olamayacaktır. Çünkü kaliteli ve sindirilebilir bir süt yapımı için iki emzirme arasından en az iki saat geçmeli ve emzirirken sindirime asıl yardımcı olan memedeki son sütün bebek tarafından  alınmasının sağlanması  yani meme boşalana kadar emzirilmesi gerekmektedir. Annenin gaz yapacak korkusuyla diyetini kısıtlaması ise bir başka hatadır. Evet gazlı asitli içecekler, kafein gibi uyarıcılar almaması gerekmektedir ama besin bombası kuru bakliyatları ya da bazı sebzeleri hayatından çıkarması söz konusu olmamalıdır.

Kısacası infantil kolik hem bebek hem ebeveynler için bir hayat sınavıdır. Önemli olan çok dağılmadan bu sınavı en hasarsız şeklde vermektir. Bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz; çalışmalar göstermiş ki ‘ kolikli çocuklar ileride atılgan, sorunlarla baş edebilen, dışa dönük bireyler olmaktadır’

Tüm annelere koliksiz geceler dileklerimle….

 

0
0
0
Yorum Yaz