01 03 2015

A,B,C,D...VE DAHASI KOCA KOCA HARFLER:VİTAMİNLER!

             

 

                     Bir kadın mesleği, konumu, misyonu  ne olursa olsun  bebeğini kucağına aldığı  o unutulmaz andan sonra artık o herşeyden önce  bir annedir. Bildiği herşeyi unutur var gücüyle kucağına doğan mucizeyi yaşatmaya güçlü kılmaya çalışır adeta onun için yaşar. Tek gayesi artık kuzucuğunu yaşatmak, büyütmek ve güçlü kılmaktır. Sütünü son damlasına kadar vermeye çalışır, bebişi büyür ek gıdalara geçer lokmalarını sayar, bir lokma kerevizi ne şekle sokacağını şaşırır yeter ki yesin diye, gerekirse sütlaca ciğer katar beslensin diye ve bu böyle sonsuza dek sürer gider. Çünkü anneliğin doğasındandır yavrusunu yaşamda güçlü kılmak. Bunun için her anne herşeyi yapmaya hazırdır. Her annenin taa içinde hissettiği bu içgüdü gelir dayanır bi noktaya peki daha ne yapabilirim onu daha sağlıklı daha güçlü kılabilmek için.. Meslek hayatımın en çok karşılaştığım  konularından biridir daha ne yapabilirim noktası ve çocuk hekimliğinin vazgeçilmez konusudur besin takviyeleri. Her geçen dakika büyüyen bir organizma olan miniklerimizin sağlıklı gelişebilmesidir ilk gayemiz çünkü. O yüzden bir doktor anne olarak vitaminler ve mineraller konusuna değinmesem bir şeyler eksik kalacaktı. A, B. C.D.ve hatta E, demir, çinko, flor, hangisi ne zaman neden yoksa hepsi mi birden? Koca bir dünya olan bu harfler kargaşasını birazcık aydınlatabilirsem ne mutlu bana

Aslında bebişiniz sizden önce tanışıyor bu harfler karmaşasının ilk kahramanıyla. O daha kucağınıza gelmeden sizin ilk aşısı olarak bildiğiniz K vitamini ile karşılıyor hayatı. Bacağından yapılan bu vitamin o minik vücudu artık karşılaşacağı tüm organ kanamalarına karşı koruyor. Miniğinizin kendi vücudu için yeterli K vitamini sentezleyebilmesi için yaklaşık bir hafta geçmesi gerekiyor bu süreçte de bacaktan yaptığımız K vitamini iğnesiyle biz destek oluyoruz ona. Böylece başta beyin kanaması olmak üzere göbek ve mide kanamasına kadar birçok organ kanamasına karşı geçici bir destek sağlıyoruz ve sonra o zaten kendi kendine yeter duruma geliyor.

Sonrasında her derde deva anne sütüyle beslenmeye başlayan kuzucuğa sütümüzle sağlayamadığımız tek destek D vitamini oluyor. Bu hazır mamalarla beslenen bebekler için de geçerli bir kural maalesef. Ve bizim yetersiz kaldığımız bu vitamin bebeğimiz için hayati önem taşıyor. En önemli kaynağı güneş olan D vitaminini ek gıdalara geçsek bile çok az olarak beslenmeyle sağlayabiliyoruz ne yazık ki.. En iyi bilineni kemik ve diş  gelişimi olmasına rağmen beyin gelişiminden, bağışıklık sistemine kadar birçok aşamada vücudumuzun olmazsa olmazı D vitamini. O yüzdendir ki poliklinik kapısından giren her anneye ilk sorumdur  D vitamini benim, özellikle gelişimin çok hızlı olduğu ilk iki yıl yüzünüzü yıkamak gibi bir rutin olmalı 3 damla D vitamini her annenin hayatında. Aslında sadece ilk iki yıl değil bazı kaynaklara göre gebelikte başlanıp 6 yaşına kadar devam etmesi öneriliyor D vitamini desteğinin. Ama böylesine ilaç bağımlısı bir millet olmamıza rağmen anlamadığım bir şekilde gerek ebeveynler gerekse meslektaşlarım arasında abartılı hurafelerle hep sekte vuruluyor  D vitamini desteğine. Evet doz aşımı özellikle yenidoğan döneminde idrar yolu taşları başta olmak üzere erken bıngıldak kapanmasına kadar birçok soruna yol açabiliyor ama bu başta da dediğim gibi tüm ilaçlar gibi doz aşımının sonucu oluşan sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Gerekli ve düzenli dozda verildiğinde korkulacak bir sorun da kalmıyor ortada. Taa gebelikte başlanması gereken D vitamini doğar doğmaz beslenmeye eklenmesi gerekirken iki hafta üç hafta hatta bir aya kadar başlanmamış oluyor ki gerçekten bu çok ciddi eksiklikler doğurabiliyor. Bıngıldak azcık küçük tespit edilse tetkiksiz, takipsiz hemen fatura D vitaminine kesiliyor. Ve daha bir çok dedikoduyla lekelenen bu süper gücün anne sütü dışında kaynağı olmayan minik bedenler için vereceğiniz 3 damla dışında başka bir yolu olmadığını tekrar hatırlatmak istiyorum.’ Bugün parkta gezdirdik’ veya’ pencere önüne yatırdık güneş gördü atlayalım’ diye bir şey de D vitamini desteğinde söz konusu olamaz maalesef. Evet güneş deriden D vitamini desteğinin kilit noktası fakat vücudun günlük ihtiyacını karşılayacak kadar D vitamini sentezi için en az 20 dakika 11-15.00 arasında yani güneşin dik açıyla geldiği saatlerde vücudun %50-70inin güneşlenmesi ile sağlayabiliyoruz. Dolayısıyla pencereden gelen güneş hiçbir işe yaramadığı gibi yeterli D vitamini için bebişinizin bayağı bir pembeleşmesi  gerekiyor e bu da onun cilt sağlığı için doğru olmadığına göre evet güneşlenmeye doğru biçimde devam ama D vitamini damlasını aksatmadan J. D vitamini ile ilgili unutulmaması gereken bir başka konu ise emziren annelerin de özellikle güneş ışınlarından minimum düzeyde faydalanabilen tesettürlü annelerin yenidoğan bir bebek kadar D vitamini ihtiyacı olduğu ve bunu mutlaka takviye yoluyla alması gerektiği. D vitamini desteğinin diğer uç noktası da nadiren de olsa aşırı doz olarak karşımıza çıkabiliyor. Gerek yıllarca tüm dünyanın gündemini meşgul eden ‘raşitizm’ yani ‘D vitamini eksiliğine bağlı iskelet sistemi bozukluğu’ nedeniyle gerekse ebeveynlerin ‘erken yürüsün dişleri kemikleri güçlensin’ merakıyla verilen yüksek doz D vitamini de amacına hizmet etmediği gibi ciddi sorunlar doğurabiliyor. Her küçük bıngıldakta D vitamini kesilmemesi gerektiği gibi her eğri bacakta da tetkiksiz doz artırılmaması gerekiyor. Kaldı ki fazla D vitamini de bebeğinizi erken yürütmüyor. Süper güç D vitaminini doğumla beraber 3 damla başlayıp ilk iki yıl mutlaka mümkünse ve hekim gözetiminde 6 yaşına kadar aksatmadığımız takdirde sorun ortadan kalkıyor.

Demir desteği ise ilk yıl karşılaşacağımız olmazsa olmaz bir koca dünya. Eksikliği kansızlıkla sonuçlanan demir eksikliği aynı zamanda bebeğinizin beyin gelişiminin de kilit noktası. Öncelikle yapmamız gereken gebelikte kusa kusa içtiğiniz midemize kramplar girdiren demir desteğine emzirirken de aynı özende devam etmek çünkü sütünüz bebeğinizin ilk ve en önemli demir desteği. Ama ne yazık ki ek gıdalarla beraber bu destek giderek azalmakta ve bebeğinizin demir ihtiyacı artmaya başlamakta. Ek gıdalara önerilen geçiş süresi olan 6.ay demir takviyesi içinde iyi bir başlangıç süreci. Ülkemizde sağlık bakanlığı 4. Ayda demir desteğine başlamayı desteklemekte bu yanlış olmamakla birlikte altta yatan sebep aslında emziren annelerin demir eksikliğinin yaygın olmasıdır. Eğer siz demir takviyenizi yeteri kadar alıyorsanız ve bebeğinizi düzenli takiplere götürebiliyorsanız benim nacizane önerim 6. Ayda yapılan bir kan sayımı ile gerekli demir ihtiyacını tespit etmek ve başlamak olacaktır. Normalde bu süreçte önerilen bebeğin tartısı kadar demir desteğidir fakat bazı bebeklerin ihtiyacı daha fazla olabilmektedir ki bu ancak kan tetkiki ile tespit edilebilir. Sonrasında 1 yaşında bebişinizin beslenme düzeni tam oturunca kan sayımı tekrarlanıp devam mı tamam mı kararı alınmalıdır. Ama yine ülkemizde takip kolaylığı açısından bir kez 9. Ayda kan sayımı yapılmaktadır. Ben kendi önerimin biraz daha önünü gören bir uygulama olduğunu düşünmekte ve uygulamaktayım ki 2 yaşında son bir kez daha tetkik ile kontrol önermekteyim. Gelelim demir denen o damak tadına zarar boyası akla zarar ilacın nasıl içilmesi gerektiğine. En güzeli en doğrusu aç kanına yani yemeklerden 20 dakika önce tükeltilmesi gerektiğidir ki bunu başaran anneyi alnından öperim. E hal böyle olunca dikkat etmemiz gereken tek şey süt ve süt ürünleriyle beraber vermemek ve mümkünse portakal suyu gibi C vitamini yüksek besinler eşliğinde vermektir.

Biz çocuk hekimleri arasında ünü hiç de demirden geri olmayan ve son yıllarda artık herkes tarafından gereken önemi gören diğer bir destek de B12 vitamini. Şimdiye kadar bahsettiğim vitaminler gibi rutin kullanımı olmayan fakat aynı D vitamini gibi her taşın altından çıkan B12 vitamini eksikliğinde kansız, yorgun, gevşek, öğrenme güçlüğü çeken minik bireyler olabilmektedir. Benzer birçok şikayet karşısında aklımıza gelen B12 eksikliği tespit edildiğinde en doğru takviye yolu maalesef ki enjeksiyondur. Bir iki doz B12 iğnesi sorunu gidermeye yetecektir. O yüzdendir ki özellikle başta gevşek bebekler olmak üzere benzer şikayetler olması durumunda çocuk hekiminizle görüşmeniz önemlidir. Sonrasında ise en önemli kaynağı olan kırmızı eti aksatmamak önemlidir. B12 konusunda da gözler yine emziren annelerdedir ki bu da demek oluyor ki gebelikte kullandığınız B12 desteğine de emzirirken devam etmelisiniz.

Yine D vitamini gibi ebeveynlerin kemikleri gelişsin diye özenle takip ettiği bir mineral de kalsiyum olmakta ki onun da rutin kullanımı önerilmemektedir. Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocukta kalsiyum desteği gerekmemektedir. Yani günde iki su bardağı süt veya süt ürünü tüketen bir çocuğunuz varsa içiniz rahat olabilir ki yine unutulmaması gereken nokta gazlı içeceklerin hem kalsiyum emilimini azalttığı hem de çocuğun sıvı ihtiyacını giderip süt ürünlerinin yerine geçtiğidir.

Gelelim popüleritesi hızla artan çinkoya. Hekim olarak benim de çok sevdiğim bir mineraldir çinko. Eksikliğini tespit etmek her baba yiğidin harcı değildir çok özel şartlar gerektirir fakat doz aşımı çok çok nadir olduğu için bizler tarafından korkusuzca kullanılır. İştahsız çocuklarda- ama gerçekten iştahsız olanlar yemek seçenler değil – ilk akla gelen tanılardan biridir çinko eksikliği ve doktor kontrolünde besin takviyesi olarak alınabilir. Yine ishal dönemlerinde bağırsak yüzeyi üzerindeki iyileştirici etkisi nedeniyle kullanımı önerilmektedir.

Varlığı bir dert yokluğu yara bir diğer mineral ise flordur. Diş çürüklerinin en önemli nedenidir flor eksikliği. Fakat fazlalığı da ciddi sorunlara yol açtığı için takviye olarak kullanılması çok ince bir çizgidir. Aslında içme suları florun en önemli kaynağıdır fakat şebekeden şebekeye değişiklik gösterdiği için maalesef ülkemizde buna dayalı bir tahmin yürütmek mümkün olmamaktadır. Diş fırçalama alışkanlığı oturmuş tükürebilen 6-7 yaş üzeri çocuklarda diş macunlarında bulunan flor dişleri korumak için yeterli olmaktadır. Daha küçük çocukların ise diş macunun çoğunu yutmaları nedeniyle florsuz diş macunu kullanılmalıdır. Florun ağız yoluyla takviyesi ise artık doz aşımı tehlikesinden dolayı önerilmemektedir. Eğer anne babasının ağzının her dört kadranında da çürüğü varsa o minik diş çürüğü açısından riskli kabul edilmekte yakın takiple flor desteği verilebilmektedir. Bebişinizin ilk dişi çıkar çıkmaz temiz bir tülbentle temizlemeye başlamak, 1,5 yaşında macunsuz 3 yaşında florsuz diş macunu ile 6 yaşından sonrada florlu diş macunu ile günde en az iki kez  diş fırçalama alışkanlığını kazandırmak diş sağlığı için en önemli adımdır. Kalıcı dişler çıktıktan sonra ise fissur kapatma denen yöntemle dişler koruma altına alınabilmektedir.

En merak edilen konuyu ise en sona sakladım ki heyecanı kaçmasın: multi-vitaminler… Yemek yemez multi-vitamin, hasta olur multi-vitamin, tartı almaz multi-vitamin adeta bir kaçış noktamız olan multi-vitaminler aslında hiç de gözüktüğü gibi süper kahraman değiller. Dengeli ve sağlıklı beslenen bir çocukta kesinlikle ihtiyaç yoktur. Önemli olan her çocuğun ihtiyacını özel olarak tespit edip ona göre takviye edip takibe almaktır. Körlemesine verilen vitamin desteği bazı vitaminlerde doz aşımına neden olabildiği gibi bazı vitaminlerinde alındığı gibi atılması gibi gereksiz ilaç yükü olmaktan öteye geçememektedir. İştahsız ise demir ve çinko eksikliği yönünde değerlendirmek, tartı alamayan miniğinizin beslenmesini düzenlemek hastalık dönemlerinde ise doğal yollarla C ve D vitamini sağlamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bazı hekimler 6-12 ay arası beslenme düzeni oturana kadar multi-vitamin desteği önerebilmektedir ve bu süreçte de D vitaminine ara vermeyi unutmamak gerekir. Genelde A,C ve D vitaminlerine kapsayan bu dönemde önerilen multi-vitamin damlalarına ilk 6 ayda gerek yoktur çünkü anne sütü veya formulalar A ve C vitamini ihtiyacını karşılamaktadır, bu damlalar 6-12 ay arası önerilebilir.

Bu koca koca harfler dünyasında gerek bir anne gerekse sürekli annelerle karşılaşan bir hekim olarak en merak edilenlere hızlı bir cevap olabildiğimi düşünmekteyim. Bol vitaminli günler dileğimle…(bugün D vitaminini verdiniz mi?) J

 

 

0
0
0
Yorum Yaz