12 03 2015

CIRCIR BÖCEKLERİ: İSHAL

                     Hekimlik hayatımda her gün onlarcasıyla karşılaştığım annelik tecrübemde ise bir kez tattığım mutsuz ,halsiz ve  düşkün cırcır böceklerini yazmanın vakti geldi sanırım. Ikına ıkına kaka yapmaya çalışan bir kuzucuk kadar can acıtır cırcır kaka yapmaktan bithap düşmüş bir kuzucuk. Hele bir de kusma da eşilik ediyorsa daha can acıtıcı olabilir bu tablo. Ama aslında biz çocuk hekimlerinin üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra yıl boyunca en çok karşılaştığımız tablodur ishal ve basit önlemler ve biraz dikkatle her annenin kolaylıkla baş edebileceği, minik kuzucuğunu cırcır böceğinden uç uç kelebeğe tekrar dönüştürebileceği bir durumdur. İshal; ek gıdalara geçmiş  ve kaka düzeni oturmuş bir çocukta günde 3 kereden fazla bol ve sulu dışkılaması olarak tanımlanabilir. Daha küçük ve daha sık kaka yapan bebeklerde ise dışkı  miktarında ve sayısında artış kıvamda azalma ve renk değişikliği ile ishali anlayabiliriz. Anne sütü ilk 6 ay tüm hastalıklara olduğu gibi ishale karşıda süper bir kalkandır. ilk 6 ay sadece anne sütü alan bebeklerde ishali çok nadir görürüz. Çünkü anne sütü en steril besindir ve bu da yetmiyormuş gibi beraberinde de anneden bir sürü mikroplarla savaşmaya hazır antikorlar taşır. Böylece hem ishal mikrobuyla karşılaşmamış hem de karşılaşsa bile ne yapacağını bilen bir bebişiniz olmuş olur. Fakat ilk aylarda formul mamalarla beslenen bebekler o kadar şanslı değillerdir. Çünkü ağızlarına giren her biberon, kaşık ve emzik ayrı birer mikrop kaynağıdır ve sterilizasyonlarına ilk aylarda çok dikkat etmek gerekir. Hele bir de su verilen bebekler bu konuda en şanssız gruptur. O yüzdendir ki ilk 6 ay ... Devamı

01 03 2015

A,B,C,D...VE DAHASI KOCA KOCA HARFLER:VİTAMİNLER!

                                     Bir kadın mesleği, konumu, misyonu  ne olursa olsun  bebeğini kucağına aldığı  o unutulmaz andan sonra artık o herşeyden önce  bir annedir. Bildiği herşeyi unutur var gücüyle kucağına doğan mucizeyi yaşatmaya güçlü kılmaya çalışır adeta onun için yaşar. Tek gayesi artık kuzucuğunu yaşatmak, büyütmek ve güçlü kılmaktır. Sütünü son damlasına kadar vermeye çalışır, bebişi büyür ek gıdalara geçer lokmalarını sayar, bir lokma kerevizi ne şekle sokacağını şaşırır yeter ki yesin diye, gerekirse sütlaca ciğer katar beslensin diye ve bu böyle sonsuza dek sürer gider. Çünkü anneliğin doğasındandır yavrusunu yaşamda güçlü kılmak. Bunun için her anne herşeyi yapmaya hazırdır. Her annenin taa içinde hissettiği bu içgüdü gelir dayanır bi noktaya peki daha ne yapabilirim onu daha sağlıklı daha güçlü kılabilmek için.. Meslek hayatımın en çok karşılaştığım  konularından biridir daha ne yapabilirim noktası ve çocuk hekimliğinin vazgeçilmez konusudur besin takviyeleri. Her geçen dakika büyüyen bir organizma olan miniklerimizin sağlıklı gelişebilmesidir ilk gayemiz çünkü. O yüzden bir doktor anne olarak vitaminler ve mineraller konusuna değinmesem bir şeyler eksik kalacaktı. A, B. C.D.ve hatta E, demir, çinko, flor, hangisi ne zaman neden yoksa hepsi mi birden? Koca bir dünya olan bu harfler kargaşasını birazcık aydınlatabilirsem ne mutlu bana Aslında bebişiniz sizden önce tanışıyor bu harfler karmaşasının ilk kahramanıyla. O daha kucağınıza gelmeden sizin ilk aşısı olarak bildiğiniz K vitamini ile karşılıyor hayatı. Bacağından y... Devamı

18 01 2015

AMAN DİKKAT: EV KAZALARI!!!

                Gebeliğinizi öğrendiğiniz ilk andan itibaren önlenemez bir güdüyle sarıp sarmaladığınız gözünüzden bile sakındığınız bebeğinizi nihayet kucağınıza aldınız. Artık onunla nefes alıyor onun iyiliği için yaşıyorsunuz.  Onunla ilgili en büyük endişeniz ona zarar gelmesi; bunun olmaması için herşeyi yaparsınız herkesten korursunuz. Peki ya bir gün sizin ufacık bir ihmalinizden dolayı canı yanarsa, zarar görürse işte o zaman kendinizi affetmeniz çok zor olabilir. Tüm bunları yaşamamak için asla gözden kaçırmamanız gereken konu doğduğu andan itibaren onu ev kazalarından mümkün olduğunca sakınmak olacaktır. Bunu yaparken bilmemiz  gereken ilk şey çocuklar asla küçük yetişkinler değillerdir onlar farklı yetenekleri, algıları, becerileri ve düşünme tarzları olan ayrı birer canlılardır ve ne yazık ki yetişkinler için dizayn edilmiş bir dünyaya gelirler. Biz ebeveynlere düşen görev ise bu tehlikeli dünyayı onların yaşayabileceği şekle getirmektir. Çocuklar cesurdur, çocuklar meraklıdır, çocuklar azimlidir başarana kadar denerler, çocuklar tecrübesizdir ve en önemlisi çocukların risk algısı yoktur. Tüm bu nedenlerden dolayı en ufak bir ihmal dahi büyük pişmanlıkları getirebilir. Ve en ilginç taraf ise ev kazalarının yarısından fazlası ebeveynleri çocuklarının yanlarındayken gerçekleşir. Minik kuzunuzu daha kucağınıza bile almadan ilk iş evinizi ona göre dizayn etmek en akıllıca başlangıç olacaktır. Bu göze çok karmaşık gelen bir süreç gibi gözükebilir başta. İşe başlamanın en pratik ve eğlenceli yolu bir hafta sonu çökün dizlerinizin üzerine ve başlayın emeklemeye inannın yür&... Devamı

17 01 2015

ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA: İNFANTİL KOLİK BELASI

         Uykusuz geceler, emzirmeyi geciktirmemek için sayılan dakikalar, sızlayan göğüs uçları, her kafadan çıkan zihne zarar tavsiyeler, iki saatte bir dolup taşan bezler ya da hasretle beklenen kakalar ve sarının tüm tonlarının öğrenildiği günler… Yeni anne olmanın dayanılmaz mutluluğunu gölgeleyen yenidoğan döneminin acı gerçeklerinin sonuna gelindiği o üç dört haftanın sonunda tam da bir ‘oh’ demeye hazırlandığınız o günlerde ansızın bir akşamüzeri kapınızı çalıverir o çığlık çığlığa ağlamalar. Evimize hoş geldin  ‘infantil kolik L Ne işe gitmek için kurulan alarma benzer, ne özene bezene hazırladığınız yemeği yakmaya, ne de bir pazar sabahı üst komşunun tadilat sesleri ile uyanmaya…Can sıkar çaresiz bırakır! İnfantil koliği biz hekimler, 3 hafta ile 3 ay arasındaki bebelerde günde en az 3 saat süren haftada en az 3 gün olan ve en az 3 hafta devam eden bir süreç olarak tarifleriz ama biliyorum ki yaşayan bir anne için çok yalın ve sinir bozucu bir tariftir bu. Nedenden çok sonuca ulaşmak ister anneler. Çünkü minik kuzucuğu çığlık çığlığa ağlamaktadır ve elinden hiç bir şey gelmemektedir. Peki bir de şöyle bakmaya ne dersiniz; bu can sıkıcı ağlamalar için bebeğinizi götürdüğünüz çocuk hekiminiz minik kuzunuzu gördü,  sizinle konuştu, muayene etti ve ‘endişelenmeyin sadece infantil kolik’ dedi. Yani aslında bebeğinizin canını yakan herhangi bir enfeksiyonu yok demek istedi, gözüne bir şey kaçmamış ya da herhangi bir yerine siz farkında olmadan saçlarınız dolanmamış demek istedi, en önemlisi zannettiğiniz gibi açlıktan ağlamıyor demek istedi, poposunda ıkınırken çatla... Devamı

16 02 2014

IKINA SIKILA

              Minik bir kuzucuğu kıpkırmızı bir suratla acı içerisinde ıkınırken görmek bir annenin karşılaşabileceği belki de en yürek parçalayıcı anlardan birisidir. Çaresizliktir karşılıklı yaşanan ve o an elden gelen çok da bir şey yoktur. O yüzdendir ki kabızlığa karşı baştan önlem almak minik bağırsakların inadıyla savaşmak her annenin dileğidir. Her gün çılgınca muz tüketmesine rağmen çok şükür ki oğluşumla pek yaşamadığımız bir tecrübedir kabızlık. Fakat mevsim- sezon- ay fark etmeksizin polikliniğime her gün hiç gelmezse 4-5 tane kabızlık sorunlu çocuğun başvurması bu konunun ne kadar da konuşulması gereken bir konu olduğu noktasına getirdi beni. Yenidoğan döneminden 18 yaşına kadar herkesin yaşayabileceği bir sorun olan  kabızlık dışkılama güçlüğü, haftada 3 kereden az ve sert kıvamlı dışkılama olarak tanımlanabilir. Yenidoğan bebişiniz eğer ilk 48 saati içerisinde mekonyum denen o macun kıvamında siyah kakasını yaptıysa biz çocuk hekimleri için en zor sınavı geçmiş demektir. Ondan sonraki 1 ay boyunca günde 8-10 kez kaka yapmak da  altın sarısı ve yumuşak olmak kaydıyla haftada bir kaka yapmak da serbesttir ona. Çünkü minik bağırsaklar dış dünyaya uyum sağlamak en çok zorlanan organlardan birisidir. 1 ayın sonunda da bitmez aslında çile ve infantil kolik dediğimiz gaz sancısı olarak bilinen kabus başlar. İşte o zaman ıkına sıkıla bol gazla birlikte fışkırarak çıkan ve bebişinizin kabus saatlerini sona erdirip sonsuz bir huzur sağlayan dışkılamalar başlar. Aslında bu çoğu bebeğin yaşadığı normal bir süreçtir ve kabızlık demek biraz haksızlık olur. 1-4 ay arasında görülen bu anlarla baş etmek için infantil kolikle savaşmayı bilmek yet... Devamı

22 10 2013

Foşur Foşur Burunlar Tıkır Tıkır Çocuklar

      Kışı adım adım içimizde hisstetiğimiz şu günlerde anneleri  sabah tıkalı bir burunla uyanan vesürekli  aksırıp tıksıran bir minnoştan daha çok üzecek nadir konu vardır sanırım. Uykusuz geceler, iştahsız bir çocuk ve sürekli huzursuz bir mızırdanmayla tüm keyfinizi kaçıran bir üst solunum yolu enfeksiyonunun tatsızlığını yaşamayan  anne yoktur . Keyifsizdir can sıkıcıdır fakat kaçınılmazadır. Özellikle etken olan mikroorganizmaların yaşam şartlarının arttığı  kış aylarında sürekli kapalı alanlarda yaşayıp üstüne üstlük bir de bu alanları iyi havalandırmamak ,düşen vücut direnci ile beraber bu enfeksiyonların ufak salgınlara dönüşmesine yol açar ve hepimiz bu salgından nasipleniriz. Özellikle de çocuklarımız..Polikliniklerin ’bu çocuk sürekli hasta’ serzenişleri ile dolduğu bu günlerde evet itiraf etmeliyim ki onlar hep hasta. Ama bundan daha doğal bir şey yok çünkü onlar hayatın her dalında olduğu gibi enfeksiyonlarla baş etme konusunda da bizim kadar tecrübeli değiller. Çünkü bir mikroorganizmayla vücudumuzun baş edebilmesi için öncelikle onu tanıması ve ona göre savunmaya geçmesi gerekir. Yani önce mikropla tanışıp hasta olmak sonraki saldırıya karşı da hemen herkesin bir şekilde kulak aşinalığı olduğu antikor denen maddeleri salgılayarak hazır olmak gerekir. Yani bu basit mantıkla insan yaşadıkça antikor biriktirir ve daha dirençli bir vücuda sahip olur.Üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmaların da çok uyanık olup sürekli kendilerini dirençli hale getiren ve yüzlerce çeşit olduğunu düşünürsek 1-7 yaş arası çocuklarımızın her ay bir kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme hakk... Devamı

26 07 2013

YENİ BİR HAYAT-2

Meraba, Tembellik insanın kanına bir girdi mi tüm vücudunu sinsice ele geçiriyor ve böyle aylarca yazılmayan blog yazılarına dönüşebiliyor bir anda. Ama artık bu duruma bir dur demeli ve kaldığımız yerden devam etmeli.. Bebeğiyle birlikte yenidoğan ve yepyeni bir hayata gözlerini açan tüm annelere tekrardan meraba! Yenidoğan bir bebeğe sahip olmanın tüm güzelliğini ve insanı çaresiz bırakan tüm zorluklarını kaldığımız yerden paylaşmaya devam edelim isterim.  Hayata yeni başlamış bir bebeğe sahip olmak demek geceler boyu uykusuz kalmak demek, saatlerce iki damla anne sütü emsin diye iki litre ter dökmek demek, alt üst olmuş hormonlarla darmaduman olmuş duyguları bu yorgun günlere adapte etmek demek, günde 10 kere bez değiştirmek demek, uyurken bile nefesini dinlemek demek, her an akla takılan yeni bir soruyla anlamaya ve anlaşılmaya çalışmak demek ama mis gibi kokusunu içine çekip o anda tüm bu sorunları unutmak demek! Yeni anne olmak unulmayacak deneyimler demek o yüzdendir ki benim çiçeği burnunda annelere en önemli tavisyem halkımızında 'lohusalık' dediği bu ilk ayı gereğince yaşamaları. Her gelenek bir tıbbı gerçeğe dayanır inancından yola çıkarak bu sürecin tıbbı açıdan da yatarak ve dinlenilerek geçirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Bu bebeğininizin yeterince kaliteli sütle beslenmesi için esastır. Bol sıvı tüketimi ve bebek bakımı dışında hiç bir şeyle ilgilenilmemesi her lohusanın ihtiyacı olan bir durumdur.. Bu anne-bebek bağının oluşumu için de gereklidir. Bırakın dünya dönsün siz ve bebeğiniz varsınız ya gerisi boş :). Bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk aylarda tıpkı anne karnında olduğu gibi bebeğin tek besin kaynağı annedir ve anne neye sahipse bebek de ondan nasiplenir. O y&uum... Devamı

22 05 2013

YENİ BİR HAYAT-1

         Merhaba,      Uzun bir aradan sonra farkettim ki en başta söylenmesi gerekenleri söylememişim, anne olmanın en zor anlarına değinmemişim, canımızdan bir parçayı kucağımıza aldığımız o ilk andan sonraki dakikaları, saatleri ve günleri, yaşanacak endişeleri ,şaşkınlıkları hiç yazmamışım. Çok çabuk geçiyor aylar ve insan unutuveriyor hemen yaşadıklarını ama aslında anneliğin en zor sınavı 'yenidoğan bebek bakımı'...Salgınların azalıp yenidoğan bebek annelerine daha çok vakit ayırabildiğim şu günlerde anladım ki konuşulması gereken çok şey var ilk aya dair...    Yolu tıp dünyasından geçen herkesin bir yerlerde duyduğu bir laf vardır ' çocuk aslında yetişkinin küçüğü değildir her yönüyle bambaşka bir canlıdır.' diye.Aslında bu lafa küçük bir ekleme daha yapmak gerekir bence ' yenidoğan da çocuğun küçüğü değildir o daha da başka bir canlıdır.' 40 hafta boyunca tüm ihtiyaçlarını bir kordon aracılığıyla annesinden karşılamış, tamamen steril bir ortamdan; gürültülü soğuk ve bol mikroplu bir ortama geçiş yapan ve bu geçişi tamamladığı an o hayat kaynağı kordonundan ayrılan elinde ağlamaktan başka silahı olmayan minik bir canlıdır yenidoğan. Özel yaklaşımlar gerektirir ve herşeyden ötesi anlaşılmak ister.      Hayatta kalmak için en önemli gereksinimi sevgidir aslında. Annesinden fiziksel olarak bağı kesilmiş bir yenidoğanın ilk isteği annesiyle tekrar eski teması sağlamaktır. O yüzdendir ki şımarır alışır gibi klişeleri bırakıp bebeğiniz her ağladığında onu kucaklamak mümkün olduğunca yakın temas halinde olmak atılması gereken en önemli adımdır. Kendini ifade etmek konusunda bu kadar aciz olan bebeğinizi kucakla... Devamı

13 04 2013

PESPEMBE POPOLAR: PİŞİK!!!

       Minik bebşinizi  kucağınıza aldığınız ilk günden tuvalet eğitimini tamamladığınız ana kadar ki yaklaşık 2 yıllık bir sürede tüm annelerin birçok kez karşı karşıya geldiği bir durum olan pişik hakkında bir iki kelam etmek istedim bugün de. Oluşumu saatler içerisinde olurken bazen tedavisi haftaları alabilen baş belası bir durumdur pişik. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde ise tedavisi her geçen gün daha  da zorlaşır.          Benim de tüm anneler gibi birçok defa özellikle de ilk aylarımızda boğuştuğum bu ağrılı süreç nedir? Oluşmaması için bizlere düşen görevler nelerdir ve oluşursa ne yapmak gerekir? Pişik, erişkinlerden çok daha hassas bir cilde sahip olan bebeklerin 24 saat boyunca kapalı, havasız ve nemli bir ortam olan bez bölgelerinin bir de idrar ve dışkıdaki tahriş edici maddelerle karşılaşıp zarar görmesi ve sonrasında bu bozulmuş ortama bazı mantar türlerinin yerleşmesidir. Kısacası pişik iki aşamadan oluşur. İlki derinin tahriş olup hassaslaşması ikincisi de bu aşamada tedavi edilmemiş pişik bölgesinde mantar enfeksiyonun ortaya çıkmasıdır. Oluşumu bu kadar kolay olan bir mekanizmayı engellemek de aslında bir o kadar kolaydır. Bu konuda en büyük görev de bebeğe bakım veren bizlere düşmektedir. İlk kural tabi ki de temiz olmaktır. Kesinlikle bez değişiminden önce ve sonra eller iyice yıkanmalıdır. Bez değişimi sık aralıklarla yapılmalıdır. özellikle yenidoğan dönemi cildin daha hassas ve anne sütü nedeniyle dışkı sayısının günde 7-8’lere ulaştığı bir dönemdir, bebekler sık sık ve azar azar bezlerini kirletirler ve bu aralıklarda bezleri bekletilmeden değiştirilmelidir.  Bebekler büyüdükçe mesane hacimlerinin genişlemesi ve katı gıdalar nedeniyle... Devamı

23 03 2013

İŞTAHSIZ ÇOCUK

      Pediaatrist olduğum ilk yıllarda köşe bucak kaçtığım, oflaya puflaya dinlediğim ve sonrasında alay edip çoğu zaman 'çocuğunun gelişimi normal' diyerek yaka paça odadan kovduğum ama gel gelelim anne olup ek gıdalara geçtiğimiz günden beri zaman zaman karşıma aşılması güç kocaman bir dağ gibi dikilen, sinirden dişlerimi titreten ve hayatta kendimi en başarısız ve çaresiz hissettiğm anlar yaratan tüm anneler için kanayan bir yaradır iştahsız çocuk! Evet özellikle anne olduktan sonra bu meslekteki algımın ve yaklaşımımın en çok değiştiği nokta olan iştahsız çocuk konusunda okumadığım kitap kalmadı ve itiraf ediyorum 2 yaş sendromunun dibine vurduğumuz şu günlerde ben de hala bu konuda çaresiz kalabiliyorum. Tüm annelerin şu an benimle tüm kalpleriyle empati kurduğunu hissedip bu konuda birkaç paragrafı sizlerle paylaşmak istiyorum.      Nedir iştahsız çocuk, kime denir, gerçekten böyle bir kavram varmıdır yoksa sadece anne kuruntusundan mı ibarettir? Evet iştahsız çocuk diye bir kavram vardır fakat yemek yemeyi reddeden tüm çocukları tek bir kalıba sokmak baştan yapılan bir yanlıştır. iştahsızlık tanım olarak yemek yeme isteğinin az olmasıdır. Yemek seçme davranışından ayırt edilmesi öenmlidir çünkü yaklaşımlar ve altta yatan nedenler farklıdır. iştahsız çocuk ise kendi içerisinde dört ayrı kateroriye ayrılabiliir. Çocuğunuzun bu kategorilerden hangisine ait olduğunu keşfetmek işinizi daha da kolaylaştırıacaktır.        İştahsız bir çocuğunuz varsa ilk yapmanız gerekn bir çocuk hekimi yardımıyla çocuğunuz büyüme ve gelişmesini değerlendrimektir. Eğer çocuğunuzun büyüme gelişmesi yaşıtlarından gerideyse ya da bir duraklama s&o... Devamı